"Sakli-Hristiyan"
Orthodox Hymns in Turkish
07 Kasım
2008 Cuma

ÖN SÖZ
Yeni Din Şehidi Ahmet, iki tane kendine
özgü şehitlik arz ediyor. Bir taraftan, Müslümanlıktan gelerek, Hıristiyanlığı
ve Ortodoksluğu benimseyip kabul etti, ki böyle olaylara çok nadir olarak
rastlandı, hem de, Asya ve Avrupa’da Müslümanlığın yayılıp büyüdüğü bir
zamanda. Diğer taraftan da,
buraya kadar kalmayıp daha ileri de gitti. Kanıyla, Tanrı’nın tek Oğlu İsa
Mesih’e ve Allah’ın sözüne olan imanını gerçek kıldı. İsa Mesih’i inkâr etmeyi
kabul etmedi. Onun için de, evvelden kendi dindaşları olanlar tarafından
işkenceye tâbi tutuldu ve katledildi.
Gelecek nesiller için de, iyi bir şehit ve bir örnek olarak kalmaya devam ediyor. Yani, İsa Mesih’e olan imanda sınır ve engel yoktur. Dünyanın tüm insanlarını kabul etmektedir. Hıristiyanlık da, kendisine gelenlerle, bu dinin dışından oldukları için, daha da sevinmektedir.
Bugünün Hıristiyanları olarak bizler, ne gariptir ki, şehidi, kendi Hıristiyan adıyla arz etme sevincine nail olamıyoruz. Bunun adı, kurtulup muhafaza edilememiştir. Büyük Allah, belki de, Ortodoksluğun ve Hıristiyanlığın dışında da bu yabancı ve Müslüman isminin işitilmesini istemektedir. Bu da, Ortodokslukta, bu dinin dışından ve düşmanlarının bile, hem de iyi bir yerde olabilecekleri gerçeğini meydana çıkarmaktadır.
Şehidin tam yaşam öyküsüne de hâlâ vâkıf değiliz. Yaşadığımız bu yüzeysel ve sabit olmayan yaşantımızda, onun hayatını okuyup kıstas yapma şansına da nail olamıyoruz. Bunun sebebi de, o zaman hakim olan durumdan veya da sebebi bilinemeyen bir şeyden kaynaklanmaktadır. Yoksa, kendi sınıfındakilerden daha düşük seviyede biri olarak addedildiğinden asla değildir.
Ancak bunun bir manası yoktur. Ahmet’in şehitliği Hıristiyanların hayatına girmiştir. Kilisemiz tarafından tanınmaktadır. Bu Azizin tüm hayatının ve şehitliğinin çekirdeği, tacının anlamının ululuğunu gösteriyor.
“Ahmet, herkesten fazla, en iyi iman İsa Mesih’e yakışıyor, diye gür bir sesle bağırdıktan sonra, en büyük taca ve şöhrete nail oldu”.
Yukarıdaki satırlar, küçük üniteler hâlinde yazılmış olan hayatından parçalar vermeğe çalışmaktadır. Böylelikle de, Aziz Ahmet daha çok bilinir bir hâle getirilecektir.
Son olarak da, Hıristiyan âlemini tatmin etmek için de şunu zikretmek yerinde olur kanaatindeyiz ki, bu geçen yılda, Aynaroz’da, kilisemizin ilâhi yazarı olan pek muhterem Gerasimos Mikrayannanitis tarafından, inancımızın Yeni Şehidi Aziz Ahmet hakkında neşide ayini tanzim edilmiştir.
ŞEHİT AHMET
1. SOYU-DİNİ-MESLEĞİ
Yeni Şehit Aziz Ahmet, XVII. yüzyıl ortalarında İstanbul’da doğdu. Κendisi Müslüman’dı.
Meslek olarak defterdarlığın kâtipliğini yapıyor ve Pat-Surunis diye anılırdıŞehit Aziz Ahmet, yukarıdaki kaynakların birincisindeki adı Ahmet’tir. İkinci kaynaktaki adı ise Ahmed kalfadır. (“Ahmed”, Arap dilinde telaffuz edilir). Başka bir kaynağa göre ise, büyük muhasebe defterinin kâtibiydi ve ona başmühür, yani mühür muhafızı da denirdi. (AZİZLERİN YAŞAM ÖYKÜLERİ YAZARI, K. DUKAKİ, Mayıs ayı 3., cilt 5, sayfa 30-31).
Ahmet, Kuran’ın emirlerine uygun olarak evlenmemişti. Fakat, “zevcesi” yerine, Rus kökenli genç bir Hıristiyan Ortodoks cariye tutuyordu. Bu cariye, dinine bağlı bir Hıristiyan’dı. Onun efendisi ve “kocası” ılımlı bir müslümandı. Pazar günleri ve resmî yortularda onun Ortodoksların kilisesine gitmesine izin veriyordu.
(ORTODOKS KİLİSESİ AZİZLERİNİN YAŞAM ÖYKÜLERİ BÜYÜK YAZARINA GÖRE, - yukarıdaki kaynağa bak - Ahmet, evinde, Rus asıllı iki cariye tutuyordu. Genç olanını eş olarak kullanıyor, nasıl olsa evli değildi ki, yaşlı olanı ise hizmetçi. Hizmetçisi olan cariyeye, yortularda, Ortodoksların kilisesine gitmeye izin veriyordu. Bu yaşlı cariye, kiliseden döndüğü vakit, genç cariyeye komünyon ekmeği ve çok defa da kutsal su getiriyordu. Genç cariye, Ahmet’ten hiç çekinmeden komünyon ekmeğini yer ve kutsal suyu da içerdi).
2. Komünyon ekmeği Ahmet’e misk gibi kokuyordu
Ayinden sonra cariye kiliseden eve döndüğü zaman, çok garip bir biçimde, cariye ile konuşurken cariyenin ağzından tarif edilemez misk kokusu çıktığını hissediyordu. Bu çok güzel koku onu düşündürmüştü. Onun için de ısrarla o kokunun nereden geldiğini öğrenmek için hep soruyordu.
“Bana söyler misin, bazen ne yiyorsun da ağzından misk gibi koku çıkıyor?”.
Cariye de olup bitenden haberi olmadığı için, hiçbir zaman özel kokusu olan bir şeyi yemediğini kendisine söylüyordu.
Fakat Ahmet, hiçbir surette buna inanmıyor ve ısrarla bu kokunun nereden geldiğini öğrenmek istiyordu.
O güzel koku karakteristik olup her zaman da aynıydı. “Eş”inin ne yediğini bilemediği ve öğrenemediği için sıkıntısı pek büyüktü. Bir gün, bu güzel kokunun, muhakkak kilisede yediği o komünyon ekmeğinden olduğunu anladı ve ona açıkça şöyle diyerek açıkladı:
“Benim yediğim ve sen de, biz birbirimizle konuşurken onun güzel kokusunu hissettiğin şey, Hıristiyanların kilisesinde ayin bittikten sonra yediğim komünyon ekmeğidir.
Komünyon ekmeği, İsa Mesih tarafından kutsanmış ekmektir. O ekmeği de, komünyon ayini bittiği vakit onu Patrik veya papazlar dindarlara dağıtmaktadırlar. Sana şunu da açıklamam gerekir ki, komünyon ekmeğinden sonra – çok defa - kutsanmış su da içiyorum”.
“Bu garip şey, olamaz, diye cevap verir. Ben senin dediklerine inanmıyorum. Böyle bir mucize nasıl meydana gelebilir?”.
“Genç cariye de ona cevap veriyor ve diyor ki: Dinimiz canlı bir dindir. Biz Hıristiyanlar için, Tanrı’mız İsa Mesih’tir. O Allah’ın Oğlu’dur. O, bizi günahtan kurtarmak için insan oldu ve gökyüzünden yere inmiştir. O, bu dünyada yaşadığı zamanda, sayılamayacak kadar mucizeler yapmıştır. Bilmek ve aklında da tutmak istersen, bunların en önemlisi, bizi sevdiğinden Yahudiler tarafından çarmıha gerildi ve üçüncü günü de yeniden dirildi. İsa Mesih’in yeniden dirilişi, insanlık tarihinde en önemli olaydır. Biz Ortodoks Hıristiyanlarda, İsa Mesih’in gücüyle, mucizeler bugün de devam etmektedirler. İsa Mesih’imizde her şey mümkündür.
Bu komünyon ekmeğindeki tespit ettiğin mucizeye ekleyeceğim şu basit ve net şey de var.
Kilisede çok defa içtiğimiz su - sana garip görünecek - ama o su kutsanmış sudur. Yani bozulmaz, kokuşmaz, ne kadar sene üzerinden geçse de. Kutsanmış su dediğimiz bu su, Patrik veya papazların okudukları dualarla böyle bir özelliğe sahip oluyor. Hem de onu küçük şişeler içinde - takdis için - evlerimizin ikona dolabında tutuyoruz. Uygun olarak onun için hazırlandığımızda da ondan içiyoruz. Bunu da ruhlarımızın ve bedenimizin temizlenmesi için yapıyoruz.
Eğer istersen, bu mucizeyi araştırabilir ve görebilirsin. Bu, inancımızın daha bir canlı mucizesidir. Hele de biz sade insanlar için.
Bu söylediklerimden ötürü beni affedin efendim. Ancak şu kadar uzun zaman ısrar ettiğin için birkaç söz fazla söyledim. İnan bana, dinlerken gösterdiğin ilgiden dolayı etkilendim.
Senin inancını değiştirmek için bunları söylemedim”.
Ahmet bunların hepsini işitir işitmez şaşakaldı. “Dininizde böyle şeyler oluyor mu? Samimi olarak söylüyorum, ben bunları anlayamıyorum”, dedi ve oradan uzaklaştı.
Hıristiyan “aile”sinden işittiklerinin üzerinden günler geçti ve o duyduklarını hep düşündü.
“Acaba bu dediklerinin tümü doğru mudur?”, diye kendi kendine konuşuyordu. “Ama, eğer ben bu işi incelemezsem gerçeği nasıl anlayacağım?”. Duyduklarıma göre, Hıristiyanların dininin ispatları vardır. Bunları araştırıp bulmağa çalışacağım. Allah’ım bana güç ve cesaret ver. Gâvurun kızı, eğer bana yalan söylüyorsan, vay hâlime”. Cariye “eş”ine büyük gizli kararını bir gün açıklamaya karar verdi. “Günler evvel bana söylediğin bu garip olayları inceleyip incelememem gerektiğinin mücadelesini çok yaptım, dedi. Evet, şimdi sana açıklıyorum, bir Pazar günü veya bir yortuda, ayini takip için kiliseye gitmem gerekecek”.
Gelecek nesiller için de, iyi bir şehit ve bir örnek olarak kalmaya devam ediyor. Yani, İsa Mesih’e olan imanda sınır ve engel yoktur. Dünyanın tüm insanlarını kabul etmektedir. Hıristiyanlık da, kendisine gelenlerle, bu dinin dışından oldukları için, daha da sevinmektedir.
Bugünün Hıristiyanları olarak bizler, ne gariptir ki, şehidi, kendi Hıristiyan adıyla arz etme sevincine nail olamıyoruz. Bunun adı, kurtulup muhafaza edilememiştir. Büyük Allah, belki de, Ortodoksluğun ve Hıristiyanlığın dışında da bu yabancı ve Müslüman isminin işitilmesini istemektedir. Bu da, Ortodokslukta, bu dinin dışından ve düşmanlarının bile, hem de iyi bir yerde olabilecekleri gerçeğini meydana çıkarmaktadır.
Şehidin tam yaşam öyküsüne de hâlâ vâkıf değiliz. Yaşadığımız bu yüzeysel ve sabit olmayan yaşantımızda, onun hayatını okuyup kıstas yapma şansına da nail olamıyoruz. Bunun sebebi de, o zaman hakim olan durumdan veya da sebebi bilinemeyen bir şeyden kaynaklanmaktadır. Yoksa, kendi sınıfındakilerden daha düşük seviyede biri olarak addedildiğinden asla değildir.
Ancak bunun bir manası yoktur. Ahmet’in şehitliği Hıristiyanların hayatına girmiştir. Kilisemiz tarafından tanınmaktadır. Bu Azizin tüm hayatının ve şehitliğinin çekirdeği, tacının anlamının ululuğunu gösteriyor.
“Ahmet, herkesten fazla, en iyi iman İsa Mesih’e yakışıyor, diye gür bir sesle bağırdıktan sonra, en büyük taca ve şöhrete nail oldu”.
Yukarıdaki satırlar, küçük üniteler hâlinde yazılmış olan hayatından parçalar vermeğe çalışmaktadır. Böylelikle de, Aziz Ahmet daha çok bilinir bir hâle getirilecektir.
Son olarak da, Hıristiyan âlemini tatmin etmek için de şunu zikretmek yerinde olur kanaatindeyiz ki, bu geçen yılda, Aynaroz’da, kilisemizin ilâhi yazarı olan pek muhterem Gerasimos Mikrayannanitis tarafından, inancımızın Yeni Şehidi Aziz Ahmet hakkında neşide ayini tanzim edilmiştir.
ŞEHİT AHMET
1. SOYU-DİNİ-MESLEĞİ
Yeni Şehit Aziz Ahmet, XVII. yüzyıl ortalarında İstanbul’da doğdu. Κendisi Müslüman’dı.
Meslek olarak defterdarlığın kâtipliğini yapıyor ve Pat-Surunis diye anılırdıŞehit Aziz Ahmet, yukarıdaki kaynakların birincisindeki adı Ahmet’tir. İkinci kaynaktaki adı ise Ahmed kalfadır. (“Ahmed”, Arap dilinde telaffuz edilir). Başka bir kaynağa göre ise, büyük muhasebe defterinin kâtibiydi ve ona başmühür, yani mühür muhafızı da denirdi. (AZİZLERİN YAŞAM ÖYKÜLERİ YAZARI, K. DUKAKİ, Mayıs ayı 3., cilt 5, sayfa 30-31).
Ahmet, Kuran’ın emirlerine uygun olarak evlenmemişti. Fakat, “zevcesi” yerine, Rus kökenli genç bir Hıristiyan Ortodoks cariye tutuyordu. Bu cariye, dinine bağlı bir Hıristiyan’dı. Onun efendisi ve “kocası” ılımlı bir müslümandı. Pazar günleri ve resmî yortularda onun Ortodoksların kilisesine gitmesine izin veriyordu.
(ORTODOKS KİLİSESİ AZİZLERİNİN YAŞAM ÖYKÜLERİ BÜYÜK YAZARINA GÖRE, - yukarıdaki kaynağa bak - Ahmet, evinde, Rus asıllı iki cariye tutuyordu. Genç olanını eş olarak kullanıyor, nasıl olsa evli değildi ki, yaşlı olanı ise hizmetçi. Hizmetçisi olan cariyeye, yortularda, Ortodoksların kilisesine gitmeye izin veriyordu. Bu yaşlı cariye, kiliseden döndüğü vakit, genç cariyeye komünyon ekmeği ve çok defa da kutsal su getiriyordu. Genç cariye, Ahmet’ten hiç çekinmeden komünyon ekmeğini yer ve kutsal suyu da içerdi).
2. Komünyon ekmeği Ahmet’e misk gibi kokuyordu
Ayinden sonra cariye kiliseden eve döndüğü zaman, çok garip bir biçimde, cariye ile konuşurken cariyenin ağzından tarif edilemez misk kokusu çıktığını hissediyordu. Bu çok güzel koku onu düşündürmüştü. Onun için de ısrarla o kokunun nereden geldiğini öğrenmek için hep soruyordu.
“Bana söyler misin, bazen ne yiyorsun da ağzından misk gibi koku çıkıyor?”.
Cariye de olup bitenden haberi olmadığı için, hiçbir zaman özel kokusu olan bir şeyi yemediğini kendisine söylüyordu.
Fakat Ahmet, hiçbir surette buna inanmıyor ve ısrarla bu kokunun nereden geldiğini öğrenmek istiyordu.
O güzel koku karakteristik olup her zaman da aynıydı. “Eş”inin ne yediğini bilemediği ve öğrenemediği için sıkıntısı pek büyüktü. Bir gün, bu güzel kokunun, muhakkak kilisede yediği o komünyon ekmeğinden olduğunu anladı ve ona açıkça şöyle diyerek açıkladı:
“Benim yediğim ve sen de, biz birbirimizle konuşurken onun güzel kokusunu hissettiğin şey, Hıristiyanların kilisesinde ayin bittikten sonra yediğim komünyon ekmeğidir.
Komünyon ekmeği, İsa Mesih tarafından kutsanmış ekmektir. O ekmeği de, komünyon ayini bittiği vakit onu Patrik veya papazlar dindarlara dağıtmaktadırlar. Sana şunu da açıklamam gerekir ki, komünyon ekmeğinden sonra – çok defa - kutsanmış su da içiyorum”.
“Bu garip şey, olamaz, diye cevap verir. Ben senin dediklerine inanmıyorum. Böyle bir mucize nasıl meydana gelebilir?”.
“Genç cariye de ona cevap veriyor ve diyor ki: Dinimiz canlı bir dindir. Biz Hıristiyanlar için, Tanrı’mız İsa Mesih’tir. O Allah’ın Oğlu’dur. O, bizi günahtan kurtarmak için insan oldu ve gökyüzünden yere inmiştir. O, bu dünyada yaşadığı zamanda, sayılamayacak kadar mucizeler yapmıştır. Bilmek ve aklında da tutmak istersen, bunların en önemlisi, bizi sevdiğinden Yahudiler tarafından çarmıha gerildi ve üçüncü günü de yeniden dirildi. İsa Mesih’in yeniden dirilişi, insanlık tarihinde en önemli olaydır. Biz Ortodoks Hıristiyanlarda, İsa Mesih’in gücüyle, mucizeler bugün de devam etmektedirler. İsa Mesih’imizde her şey mümkündür.
Bu komünyon ekmeğindeki tespit ettiğin mucizeye ekleyeceğim şu basit ve net şey de var.
Kilisede çok defa içtiğimiz su - sana garip görünecek - ama o su kutsanmış sudur. Yani bozulmaz, kokuşmaz, ne kadar sene üzerinden geçse de. Kutsanmış su dediğimiz bu su, Patrik veya papazların okudukları dualarla böyle bir özelliğe sahip oluyor. Hem de onu küçük şişeler içinde - takdis için - evlerimizin ikona dolabında tutuyoruz. Uygun olarak onun için hazırlandığımızda da ondan içiyoruz. Bunu da ruhlarımızın ve bedenimizin temizlenmesi için yapıyoruz.
Eğer istersen, bu mucizeyi araştırabilir ve görebilirsin. Bu, inancımızın daha bir canlı mucizesidir. Hele de biz sade insanlar için.
Bu söylediklerimden ötürü beni affedin efendim. Ancak şu kadar uzun zaman ısrar ettiğin için birkaç söz fazla söyledim. İnan bana, dinlerken gösterdiğin ilgiden dolayı etkilendim.
Senin inancını değiştirmek için bunları söylemedim”.
Ahmet bunların hepsini işitir işitmez şaşakaldı. “Dininizde böyle şeyler oluyor mu? Samimi olarak söylüyorum, ben bunları anlayamıyorum”, dedi ve oradan uzaklaştı.
Hıristiyan “aile”sinden işittiklerinin üzerinden günler geçti ve o duyduklarını hep düşündü.
“Acaba bu dediklerinin tümü doğru mudur?”, diye kendi kendine konuşuyordu. “Ama, eğer ben bu işi incelemezsem gerçeği nasıl anlayacağım?”. Duyduklarıma göre, Hıristiyanların dininin ispatları vardır. Bunları araştırıp bulmağa çalışacağım. Allah’ım bana güç ve cesaret ver. Gâvurun kızı, eğer bana yalan söylüyorsan, vay hâlime”. Cariye “eş”ine büyük gizli kararını bir gün açıklamaya karar verdi. “Günler evvel bana söylediğin bu garip olayları inceleyip incelememem gerektiğinin mücadelesini çok yaptım, dedi. Evet, şimdi sana açıklıyorum, bir Pazar günü veya bir yortuda, ayini takip için kiliseye gitmem gerekecek”.